Eti'nin kurucusu Firuz Kanatlı hayatını kaybetti!
Eti Şirketleri Onursal Başkanı Firuz Kanatlı Eskişehir’de tedavi gördüğü hastanede çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Kanatlı, 2014 yılında FETÖ'nün kendisinden haraç istediğini açıklamıştı...
ETİ Şirketleri Onursal Başkanı ve ETİ Makine Yönetim Kurulu Başkan Firuz Kanatlı'nın, tedavi altında tutulduğu Eskişehir Acıbadem Hastanesi'nde hayatını kaybettiği öğrenildi.
Firuz Kanatlı’nın, fabrika çalışanları tarafından "Eti Anne" olarak tanınan eşi Gülay Kanatlı da 2 yıl önce tatil için gittiği Yunanistan’ın Simi Adası’nda kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti.
FİRUZ KANATLI KİMDİR?
Eti bisküvilerinin kurucusu ve Onursal Başkanıdır.
Firuz Kanatlı, 1932 tarihinde Eskişehir‘de doğmuştur. Babası Ahmet beydir. Ailesi Gümülcine‘den 1924 yılında Türkiye’ye göç ederek önce Adapazarı‘na sonra Eskişehir‘e göç etmiştir. Mehmet adında bir amcası vardır.
İlkokul üçüncü sınıfa kadar Eskişehir’de okudu. Daha sonra da Galatasaray Lisesi‘nde liseyi bitirene kadar okudu. Üniversite eğitiminde İsviçre Cenevre Üniversitesi’nde işletme eğitimi aldı.
FİRUZ KANATLI, FETÖ'NÜN HARAÇ İSTEDİĞİNİ AÇIKLAMIŞTI
İlk ve tek röportajını 2014'te Yeni Şafak'a veren Kanatlı, 1996'da FETÖ'nün kendisinden haraç istediğini açıklamıştı. Kanatlı, 'ürün sattırmayız' diyen FETÖ'cülere karşı durduğunu ifade etmişti.
"İCAZET ALMAMI İSTEDİLER"
Kanatlı'nın 1996 yılında yaşananlara ilgili açıklamaları şöyle:
"Kendi arabalarımızla büyükşehirlere dağıtıma başladık fakat müddet sonra distribütörlüğe geçmemiz gerekti. Çünkü Ülker, daima en büyük rakibimiz oldu, bir distribütöre geçmişti, bizim de geçmemiz gerekiyordu. İstanbul'da Kadıköy tarafında büyük bir distribütör var, o bölgeyi ona verdik. Fakat baktık ki pek iyi de satamıyor. 'Sizden daha iyisini bekliyoruz' diyoruz ona. Bir gün geldi, 'Fethullah Gülen Hoca'dan icazet alamazsanız ben sizin malınızı satamayacağım. Kusura bakmayın' dedi.
FETHULLAH GÜLEN'DEN İCAZET?
Evet. 1996 yılı Ramazan'ı. Biz İstanbul'da iyi satmaya başlamıştık. 'İcazet nasıl alınıyor' dedim. 'Çırağan Sarayı'nda iftar veriyor. Oraya gidin hocayla tanışın, anlaşın. Hoca bize icazet verecek, biz de toptancılara icazet vereceğiz. Öyle bisküvinizi satabiliriz. Bunu hemen yapın' dedi. Bana tuhaf geldi ama bir gidelim bakalım dedim. Gittik. Yanıma da çok iyi tanıdığım bir kuyumcu dostum geldi oturdu. Hasbihal ettik. Hoca o akşam hastaymış gelemedi. Fakat onun İstanbul'daki temsilcisi gibi, İhsan Kalkavan Bey konuştu. Konferans verdi. Barış Manço da gelmişti. O da Rusya'da okulları gezmiş. Çok hürmet ederek konuştu. Biz de dinledik. Yemekten sonra konuşmalar devam ederken önümüze birer kağıt kondu.
Nasıl kağıtlar?
Açtık, liste var. Projeleri sıralamışlar. Bir yerde cami, bir yerde bir okul... 500 bin liraya kadar gidiyor. İstenen şu; listeden bir tanesine angaje oluyorsun. 'Ben 50 bin liralık istiyorum, ben 100 bin liralık istiyorum' diye seçip, orada taahhüdünü imzalıyorsun. Yanımdaki arkadaşla biz 'Kusura bakmayın. Biz bir düşünelim' deyip kalktık. İcazet isteyen bizim için hiç de sempatik bir adam olmadı. Ben dürüst bir şekilde ticaretimi yapıyorum. Hiç siyasete girmiyorum. Sen bana icazet vereceksin de malımı satacağım. Şimdi bilmiyorum bu hala var mı?
"ÇOK ŞÜKÜR ALLAH'A YİNE SATIŞIMIZI YAPTIK"
O engeli nasıl aştınız?
Aşamadık ki. Başka birini bulup onunla anlaştık. Çünkü adam talimat almış. Eti o zaman İstanbul'da iyi satıyordu. Eti'nin satışına mani olursak bize taahhütte bulunur hesabını yaptılar ve icazet vereceğiz yoksa satamazsınız dedirttiler bize. Biz de başkasına verdik dağıtımı. Çok şükür Allah'a yine satışımızı yaptık."