Yanıltma, hedef gösterme, mağduriyet devşirme... Ne ararsan var
Ekrem İmamoğlu yürütülen soruşturmalarda bilirkişiyi hedef göstererek adeta kamuoyunu yönlendirmeye çalıştı. Süreç Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın tutuklanmasına kadar uzandı.
İmamoğlu, siyasi kariyeri boyunca kitleleri yanıltma, hedef gösterme ve mağduriyet devşirme stratejilerini sıklıkla kullandı. Bilirkişiyi hedef alarak yargı süreçlerine müdahale etmesi, onun bu alışılagelmiş tutumunun bir yansıması. İmamoğlu, yargı mensuplarını, gazetecileri ve kamu görevlilerini hedef alarak, kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullanmaktan çekinmiyor. Bu durum, onun kariyer hırsının ne kadar sınır tanımaz olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
İmamoğlu’nun bilirkişiyi hedef göstermesi, medya üzerinde de ciddi bir baskı oluşturdu. Halk TV’de yayınlanan ses kaydı, gazetecilerin gözaltına alınmasına ve Suat Toktaş’ın tutuklanmasına yol açtı. Bu süreçte İmamoğlu’nun bilirkişi üzerinden yürüttüğü manipülasyon, medyanın tarafsızlığını ve yargının bağımsızlığını tehdit eder boyuta ulaştı. İmamoğlu’nun bu tutumu, yargı süreçlerine müdahale etme ve medyayı kendi çıkarları doğrultusunda kullanma eğilimini bir kez daha ortaya koydu.
Ekrem İmamoğlu’nun Hedef Göstermesi Yargıyı Zora Soktu
Ekrem İmamoğlu’nun açıklamaları, yargı sürecini etkilemeye yönelik bir hamle olarak değerlendirildi. İBB Başkanı, yürütülen soruşturmalarda bilirkişiyi hedef göstererek adeta kamuoyunu yönlendirmeye çalıştı. Bunun sonucu olarak, gazeteciler Barış Pehlivan, Seda Selek ve Kürşad Oğuz adli kontrolle serbest kalırken, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın tutuklanması tartışmaları da beraberinde getirdi.
İmamoğlu’nun geçmişte de benzer şekilde kamu görevlilerini ve siyasi rakiplerini hedef gösterdiği biliniyor. Yalnızca muhaliflere değil, kendi partisi içindeki isimlere karşı bile agresif bir tutum sergileyen İmamoğlu, CHP içinde Kılıçdaroğlu’na yönelik hamleleriyle dikkat çekmişti. Özgür Özel ile yaptığı gizli toplantılar ve delege oyunları, siyasi hesaplarının kişisel çıkarlar üzerine kurulu olduğunu gösteriyor.
Yargı sürecinde bilirkişinin etkisinin sınırlı olduğu bilinen bir gerçek. Ancak İmamoğlu, kamuoyunda farklı bir algı yaratmaya çalışarak siyasi mağduriyet üretme peşinde. Daha önce de birçok olayda gerçekleri çarpıttığı biliniyor. Fazilet durağı meselesinde halkı yanlış yönlendirmesi, bunun en büyük örneklerinden biri. Bugün de benzer bir strateji ile yargı sürecini ve bilirkişiyi manipüle etmeye çalışıyor.
İmamoğlu’nun suçlamaları yönelttiği bilirkişinin raporunun mahkeme için bağlayıcı olmadığı açık. Hukuki süreçte kararları veren merci mahkemelerdir, bilirkişiler değil. Fakat İmamoğlu, bunu göz ardı ederek süreci kişiselleştirdi ve siyasi malzeme haline getirdi. Bu durum, yargının bağımsızlığına gölge düşürdüğü gibi, hukuki süreçleri de etkilemeye yönelik tehlikeli bir girişim olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Ekrem İmamoğlu’nun kariyer hırsı ve siyasi hesapları, yalnızca rakiplerini değil, kamu görevlilerini ve yargıyı da hedef almasına neden oluyor. Bugün bilirkişi üzerinden yürütülen tartışma, aslında İmamoğlu’nun geçmişten beri uyguladığı siyasi stratejinin bir parçası. Hukuku çarpıtarak, medya desteğiyle mağduriyet algısı yaratmaya çalışması, onun siyasi geleceğini kurtarma çabasından başka bir şey değil.